Yorumlar
E-Mail
Top, gitar, incil, ot ve aşk. Bob Marley, herkesin birbirine pas attığı bir dünya hayal ediyordu...
8. Lig'den Milli Takıma futbolcu alınır mı? Alınır. Hem de aynı sülaleden bir kat futbolcu...
Futbol tarihine geçen en ilginç futbol maçı! FİFA bu maçın dünyaya duyulmasını istemedi...
Samuel Weller Widdowson. Bu isim çoğumuza hiçbirşey ifade etmez. O olmasaydı futbol çok farklı oynanırdı...
Franco bir emirle tarihi değiştirdi. Ve ilk Avrupa Şampiyonası, neredeyse sonuncusu olacaktı...
7 ölü kedi
Rakip takım taraftarları 7 ölü kedi büyüsü yaptı, dünyanın en iyi takımı 35 yıl bellini doğrultamadı...
12. Adamın tarihi
"Jugador Numero 12", türkçesi 12. Adam. Hikayesi Güney Amerika'nın ünlü bir kulübünden çıkmıştır...
Jim Thorpe
Jim Thorpe, 100 yılın gelmiş geçmiş en iyi atletiydi. Ama hakketiği üne kavuşamadan öldü...
Futbol sahalarına çeşitli yabancı maddeler atılır. 1971'de atılan bir kola kutusu nasıl tarih yazdı?...
Herbert Chapman... Futbolu seviyorsak, günlerce tartışabiliyorsak, bunu onun sayesinde yapıyoruz...

Dünya`nın en iyi konumlu Stadı: İnönü

İsveçli gazeteci Lars Nylin, yaptığı araştırma sonucunda İnönü Stadını "Dünya'nın en iyi konumlu Stadı" olarak tayin etti. Araştırmacı gazeteci Nylin, İnönü Stadını neden en iyisi seçtiğini öğrenmek için tıklayın.
İnönü Stadı

Galatasaray Facebook´ta 1 numara!

"Galatasaray fan page" toplam 1.9 milyon üyeye sahip. Spor kulüpleri kategorisinde en çok taraftarı bir araya getiren Galatasaray fan page, rakiplerine ezici bir üstünlük sağlıyor. 2. M.United, 3. NY Yankees!
Galatasaray Facebook´ta 1 numara

Dünyanın en büyük kulübü: Fenerbahçe

Ne R.Madrid, ne Barcelona, ne de Man.United. Dünyanın en büyük kulübü Fenerbahçe. Bu benim değil, Almanya'nın yerel gazetelere servis yapan bir Haber Ajansın ve İsviçre'nin en çok satan gazetesinin iddiası.
Fenerbahçe

Esclusivo Sportivo bigilsayar tahminleri

Bildiğimiz iddaa programının bir başka şekli, kupon yapanlara büyük yardıonı dokunacak. Takımların son performansına göre hesaplanan yüzdeler ve tahminleri kaçırmamanızı tafsiye ediyorum. Bol şanslar!
Esclusivo Sportivo bigilsayar tahminleri

İkizleri facebook'ta

8/07/2009 01:48:00 ÖÖ Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar
İkizlerin ilk fotoğraflarını hangi dergi kaça yayınlatır söylentileri ortada dolaşırken, Roger Federer hayranlarına facebook'ta açıklama yaptı. Federer, "Bebeklerimizin durumu çok iyi. Her geçen gün daha çok keyif alıyoruz. Fotoğraf makinesinin şarjını doldurduğum zaman, babam veya başka biri fotoğraflarımızı çekecek ve sizinle bauradan paylaşacağız" dedi. Ben de ilgisiz türk basınından önce fotoğrafları sizlerle paylaşacağım.



Arjantin Açılış Ligi açılmıyor

8/07/2009 01:02:00 ÖÖ Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar
14 ağustos'ta başlaması beklenen lig, ne yazık ki başlamayacak. Takımların devlete olan boru toplam 54 milyon euro. Bu sıkıntıyı atlatmanın tek yolu naklen yayın ücreti. Federasyon naklen yayından sadece 40 milyon euro alıyor. Bu fiyat 120 milyona çıkartılmaya çalışılıyor ki anca o zaman kulüpler borcunu kapatabilecek.



El numero Ciento veinticinco!

8/05/2009 12:58:00 ÖÖ Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar


Türkiye Süperlig'de geçtiğimiz sezon Fenerbahçeli Deivid ile eski Galatasaraylı Ümit Karan'ın forma numaraları 99'du. Bu güne dek futbolda gördüğümüz en yüksek numara bu olsa gerek. Bunun dışında Trabzonlu futbolcuların 61, Sivaslıların 58 gibi memleket numaraları da pek popüler ligimizde. Avrupa'da da bazı liglerde yüksek numaralar görebiliyoruz. Peki hiç üç haneli bir futbolcuya rastladık mı? Yeni başlayan Meksika liginde 40 yaşına merdiven dayamış olan UNAM Pumas'ın kalecisi Sergio Bernal 125 numaralı kaleci formasını giyiyor. Neden 125 numarayı seçtiği bilinmez ama eğer uğur getirsin diye seçtiyse pek işe yaradığını söyleyemeyiz. Meksika Açılış Liginde Pumas ilk maçta Atlas'a 1-0, ikinci maçta Cruz Azul'a 3-0 yenildi. İki maçta da Bernal kaledeydi.

*El numero Ciento veinticinco = 125 numara



ES ÖZEL: Futbol tarihine geçen en ilginç futbol maçı!

8/04/2009 04:21:00 ÖS Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar


Futbolun en önemli iki unsuru nedir? gol yememek ve gol atmak. Bir futbol maçı düşünün, gol yememek için değil, rakibin gol yememesi için de mücadele ediyorsunuz. Yani daha iyi hayal etmeniz için, hem rakip kaleye gol atmaya çalışıyorsunuz, hem kendi kalenize. Başka bir deyişle, forvet oyuncularınız, kendi takım arkadaşlarının gol atmaması için rakip takım oyuncularıyla birlikte savunma yapıyor. Nasıl? Kafa karıştırıcı değil mi?

Bu ne bir Kemal Sunal filmi, ne de Nasrettin Hoca fırkası. 1994 Shell Kupası adı altında düzenlenen ve ilk kez denenen altın gol uygulamasının yapıldığı FİFA Karibik Şampiyonasında
oynanan ilginç bir maç. A Grubunda oynanan Barbados ile Grenada arasında oynanan son maçta yaşananlar hem izleyenleri şoke etti, hem de Futbol tarihine geçti.

23 Ocak tarihinde Puerto Rico Barbados'u 1-0 yenerken, Grenada'ya aynı skorla uzatmalarda yediği golle yenildi. FİFA'nın yeni kuralına göre Grenada'nın golü uzutmalarda geldiği için 1-0 değil, 2-0 kazanmış oldu. Grubun son maçında iki ülke karşı karşıya geldi. Barbados'a 2 farklı bir galibiyet yetiyordu. Grenada ise az farklı mağlubiyette bile finallere kalmayı garantiliyordu. Barbados maçta 2-0 öne geçti. Fakat maçın bitimine 7 dakika kala Grenada skoru 2-1 yapınca Barbados'lu futbolcular paniklemeye başladı. Sonuçta 7 dakika içinde 3-1 yapabileceklermiydi? Yoksa kendi kalelerine atacakları bir golle skoru 2-2 yaparak maçı uzatmayamı taşımak mantıklı olurdu? En azından uzatmalara kalındığında önlerinde koskoca 30 dakika olacaktı ve uzatmada atılacak altın gol çift sayılacağı için 4-2 ile gruptan çıkmayı garantileyeceklerdi. Sonuçta ikinci seçenek uygun bulundu.



Fakat rakip Grenada durumun farkına varınca önlemini almaya karar verdi. Grenadalı futbolcular, sadece kendi kalelerini değil, Barbados'un kendi kalesine atmaması için rakibin kalesini de korumaya başladı!Ancak 11 kişe iki kaleyi korumak kolay olmadı ve Barbados kendi kalesine attığı golle skoru 2-2'ye taşıdı. Barbados'un hesapları tutmuştu. Artık maç sonuna kadar skoru korumak önemliydi. Ama Grenadalılara bir ışık geldi. Onlara da 1 farklı yenilgi yettiği için kendi kalelerine atacakları bir golle 2-3 yeni duruma düşecekler ve turu geçeceklerdi.... Ve bu kez oyun tersine döndü; Grenada iki kaleye saldırırken, Barbados'lular iki kaleyide korumaya başladı. İlginçtir ki Grenada 7 dakika içinde ne rakip ne de kendi kalesine gol atabildi! Maçta başka gol olmayınca karşılaşma Barbados'un istediği gibi uzatmalara gitti. Uzatmaların 4. dakikasında Barbados bulduğu golle, altın gol kuralı sayesinde maçı 4-2 kazanarak gruptan lider olarak çıktı..... FİFA bu ilginç maçın duyulmasını istemediği için mümkün olduğunca engellemeyi çalıştı.



Skorbord'a sığmayan takım!

8/04/2009 02:56:00 ÖS Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar



Hayır bilgisayarımın klavyesi takılmadı. Bu bir isim. Dünyanın tek kelimede en çok harf barındıran Futbol Kulübünün ismi. Severek takip ettiğim blogcu Flying Dutchman, geçtiğimiz yıl güzel bir haberle dünyanın en uzun isimli futbol kulübü diye NAC Breda'yı vermişti. NAC Breda'nın açılımı kendisi yapmıştı dolayısıyla benim tekrar yapmama gerek yok. NAC Breda'nın açılımı Dünyanın en uzun takım ismi olduğu doğru. Tam 13 kelimeden oluşuyor... Bu takımın ismi biraz farklı. Başındaki "Clwb Pêl-droed" kelimeleri Futbol Kulübü demek. Bunları bir kenara koyarsak, takımın asıl ismi tek kelimede nefes almadan dünyanın en uzun isimli takımı. Takımımız, Galler 2. Ligi olan Cymru Alliance Liginde oynuyor. Bu isim sadece takımın değil, asıl o kasabanın ismi. Llanfairpwllgwyngyllgogerychwyrndrobwllllantysiliogogogoch Galler'de Anglesey adasının güneyinde 3 bin nüfuslu bir yerleşim yeri. Eh doğal olarak bir resmi isim 63 harften oluşunca, Dünya'nın en usun isimli websitesi, dünyanın en uzun isimli tren istasyonu vs gibi rekorları elinizde bulunduruyorsunuz.... Kopyala/yapıştır gibi bir kolaylik olmasaydı bu isimli haberi yazmakta terreddüt ederdim!



Rekor transfer!

8/04/2009 03:16:00 ÖÖ Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar
İspanyol Racing Santander kulübü, Paf takımda oynayan henüz 17 yaşındaki Sergio Canales'i geçtiğimiz yıl profesyonel takıma alarak 2018 yılında sona erecek olan sözleşme imzalatmıştı. İspanya Ümit Milli Takım kaptanı Canales geleceğin en büyük yıldızlarından biri olacağını düşünen kulüp yöneticileri, elini çabuk tutarak dünyanın en uzun vadeli futbolcu sözleşmesini imzalatarak işi sağlama aldı. Aradan bir yıl geçti, fakat rekor hala geçilmiş değil.



Bigode portugues!

8/04/2009 02:37:00 ÖÖ Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar
Artur Jorge (1990–1991, 1996–1997)


Carlos Queiros (1991–1993, 2008– )

Nelo Vingada (1994)

António Oliveira (1994–1996, 2000–2002)

Humberto Coelho (1997–2000)

Agostinho Oliveira (2002)

Luiz Felipe Scolari (2003–2008)


Bunlar son 20 yılda Portekiz Milli Takımını çalıştıran Teknik Direktörler..... Portekiz Federasyonu son 20 yıldır Milli Takımı bıyıksız bir hocaya emanet etmemesi tesadüfmüdür?


Morinho da gelecekte ülkesinin Milli Takımını çalıştırmak istiyorsa bıyık bırakması gerekebilir.

*Bigode Portugues = Portekiz bıyığı



Hiç böyle bir puan cetveli gördünüz mü??

8/04/2009 02:11:00 ÖÖ Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar
Her ne kadar çok önemsiz bir lig ve yıl olarak yeni olmasa da, futbol tarihinin gelmiş geçmiş en çekişmeli ligi ve sezonu olmuş ve bunu sizinle paylaşmak istedim. Gördüğünüz puan cetveli Romanya 3. Ligi 1983-84 sezonunun final puan cetveli. O yıllarda henüz 3 puanlı sisteme geçilmemiş. Galibiyete 2 puan veriliyor. Lig lideri Muresul Deva ile lig sonuncusu arasındaki puan farkı sadece 10! Diğer taraftan; 29 puanla küme düşen 15. sıradaki Minerul Ghelar, belki 2 galibiyet fazla alabilse ligi ikinci sırada tamamlayacak. Tersten baktığımızda; lig ikincisi UMT Timisoara 1 yenilgi 1 beraberlik alsa küme düşecek.Puan cetvelinden de şunu çıkartabiliriz ki, ligin son haftası lider hariç, diğer 15 takım küme düşme tehlikesiyle karşı karşıyaydı..... Bu arada Minerul ile başlayan 8 takım olduğu da dikkatimizden kaçmadı. Lider en yakın takipçisine 7 puan fark atmış. Onu geçip 2. ile sonuncu arasındaki puan farkı sadece 3!



BENFİCA: Yalan'a 40.000 euro ceza!

8/04/2009 12:36:00 ÖÖ Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar
Portekiz'in köklü kulüplerinden Benfica Lizbon, futbol tarihine geçecek bir ceza yedi. Benfica, Brezilya'nın Cruzeiro takımında forma giyen Ramires transfer haberlerini resmen yalanlamıştı. Ancak daha sonra bu futbolcuyu transfer etmesi üzerine Portekiz Borsası, kulübün 2.5 milyon euro'ya kadar varan bir cezaya çarptıralacağını açıkladı. Fakat ikinci açıklamada, yanlış bilgilendirmekten dolayı Benfica'nın 40 bin euro'luk cezaya çarptırıldığı belirtildi. Benfica ise bu karara itiraz etmeyeceğini açıkladı. Keşke bu tür cezalar Türkiye'de de uygulansa.



Sigorta şirketinin kulakları çınladığı an!

8/03/2009 10:58:00 ÖS Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar


Real Madrid'in Ronaldo'nun bacaklarını sigortalamasının ne kadar doğru olduğu ilk 3 hazırlık maçında ortaya çıktı: Ronaldo'ya 3 maçta 34 kez faule maruz kaldı. Hele sonuncusu! İnsan izlerken fena oluyor.... Barış Kupası yarı finalinde Juventus'lu Zdenek Grygera, sigorta şirketine soğuk terler akıttı. Her ne kadar dünyanın en iyi futbolcularından biri olsa da, karakterini pek sevmem. Dünya Kupası maçları sırasında her pozisyonda aklı ve gözü sürekli dev ekranda olan kibirli biri de olsa sakatlanmasını istemem. Adı üstünde "Barış Kupası".



8. Lig'den Milli takıma!

8/03/2009 01:17:00 ÖÖ Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar
FİFA Temmuz ülke sıralamasını güncelledi. Geçen aya göre 1 ülke daha eklendi ve toplamda 203 ülke sıralamada yer aldı. Genelde Türkiye kaçıncı olmuş, ilk 10'da nasıl değişiklikler olmuş onlara bakarız. Siz hiç sıralamanın sonlarına baktınız mı? İnsan bir merak eder bakar. Madem siz bakmıyorsunuz o halde ben sizin için bakıp ilginç bir haber aktarayım.

Haberimizin konusu Anguilla Milli Takımındaki bazı futbolcular. Anguilla; San Marino, Montserrat, Amerikan Samoa ve Papa Yeni Gine ile birlikte FİFA Ülke sıralamasında -1 puanla son sırayı paylaşıyor.

Anguilla, Karibik'te 92 km kare küçüklükte, 13.477 nüfuslu bir ada. Avrupa'ya geri döndüğümüzde, İngiltere'nin başkenti Londra'nın batısındaki Slough şehrinde 2 bin Anguillalı yaşıyor. Hal böyle olunca bir kaç Anguillalı futbolcu şehrin takımı Slough Town FC ile 8. lig ile eşit olan "Southern League Division One South and West"te top koşturuyor. Jermaine Gumbs, kuzeni Romell Gumbs, başka akrabası Roy Gumbs ve Brian Connor, (bizim Mustafa İzzet gibi; Türkiye'yi görmeden Türk Milli formayı giymesi misali) Anguilla'yı görmeden Milli Takıma çağırıldı ve ilk kez gittikleri ülkelerinde kampa katıldılar. Anguilla, kadrosunda 4 8. Lig futbolcusuyla 2010 Dünya Kupası eleme maçında El Salvador'a karşı "çatır çatır" oynadı. Jermaine Gumbs 23, kuzeni Romell Gumbs 23, diğer akrabası Roy Gumbs 39 ve Brian Connor 40 yaşında. Anguilla Milli Takımında Gumbs sülalesinden 3 futbolcu, Connor sülalesin ise 6 futbolcu var.

Bu arada bir dip not:
ABD'de, Robert F. Kennedy Memorial stadında oynanan El Salvador maçını, Anguilla nüfusunun iki katı sayıda Anguilla'lı izledi. Anguilla 12-0 kaybetti.



"Roman"tik aşık

8/02/2009 11:44:00 ÖS Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar

Para insanı değiştirir mi? Hayır diyenler olsa bile inanmayın. İnsan ister istemez değişiyor. Sadece karakteristik özellikleri değil, dış görünüş de. İlgi alanları artıyor, yenilikler aranıyor, istekler çoğalıyor, zor günlerde yanında olan eş boşanıp, beş parasızken yüzüne bakmayacak hatunlarla çatır çatır gezmeler, ardından eşi boşayıp yenisini almalar vs vs... Yukarıdaki fotoğrafa bakınca iki temiz mütevazi insanın mutlu bir anının karesini görüyoruz. Allah bir yastıkta kocası diyemiyoruz çünkü bu ilişki tam 22 yıl önce başladı, 20 yıl önce sona erdi. Fotoğraftaki şahıs şu an Dünyanın en zengin iş adamlarından, Chelsea kulübünün sahibi Rus Roman Abramovich! Ne kadar saf, aşk kokan bir görüntü demek geliyor içimden ama Abramovich'in geçmişiyle ilgili karanlık işleri bilmeyeniniz yoktur. Fotoğrataki bayan ise kendisinden 3 yaş büyük olan ilk eşi Olga. Kendisi Rusya'nın en zengin iş adamlarından birinin kızı. Roman daha o zamanlar kafaya koymuş zengin olmanın yollarından geçmeyi. Bu evlilik 2 yıl sürdü.
Daha sonra FC Chelsea ile adı anılmaya başladığında birlikte olduğu ikinci eşi İrina ile geçtiğimiz yıl boşandı.
Sebebi ise yeni bir sevgili: 28 yaşındaki Rus manken Dasha Zhukova. Manken diyerek bitirmek doğru olmaz. Dasha da Roman'ın ilk eşi gibi zengin kızı. Çok ünlü bir Rus petrol, banka ve çelik trilyonerin marifetli kızı. Fakat Rusya'da çıkan son dedikodulara inanacak olursak, Roman-Dasha aşkı da sona ermiş.



Yalandan kim ölmüş!

8/02/2009 11:28:00 ÖS Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar
Çok şükür bir transfer sezonunu da geride bırakmak üzereyiz. Lig biteli, sayfalarını doldurmak için yalan yanlış binlerce haberi oturma organından sallayarak gazetelerin sayfalarına aktaran, taraftar forumlarında konuşulan isimleri haber yapan, okuyucuyu keriz yerine koyan, tiraj manyağı kişilerden (burada özellikle gazeteci kalimesini kullanmıyorum) kurtuluyoruz ona seviniyorum. Ha bu sadece Türkiye'de mi böyle? Hayır... İngiltere'de de farklı değil. Her ne kadar bizimkilerle s.... yarıştıramayacakc olsalar bile, transfer sezonunda bizi örnek aldıkları belli....

Bir transfer sezonunda tüm gazetelerin yalan transfer haberlerini sayarak bir reyting sıralaması yapmayı düşünüyorum ama bunun için iyi bir ekibe ve yeterli vakit gerekli. Seneye inşallah! Bizler gibi basında çıkan yalanlara dayanamayan bir İngiliz kuruluş gazetelerin yalan transfer haberi listesini çıkarmış. ... işte liste:

...........Gazete.....................Transfer haberi......doğruluk oranı
.............................................Doğru...Toplam...............................
  1. Daily Record...............141........464............%30,39
  2. The Guardian.............117........401............%29,18
  3. The Independent.......114........445............%25.62
  4. The Herald....................16..........63............%25,40
  5. The Times...................196........781............%25,10
  6. The Express...............224........983............%22,79
  7. Daily Mail....................318......1416............%22,46
  8. The Sun.......................448.....2089............%21,45
  9. Daily Star....................302.....1607............%18,79
  10. Daily Telegraph............70........374............%18,72
  11. The Scotsman.................5..........27............%18,52
  12. Daily Mirror................621.....3375............%18,40
  13. The People....................80.......610............%13,11
  14. News Of The World...145.....1140............%12,72



Real parayı sokakta bulmadı ya!

8/02/2009 04:19:00 ÖS Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar
Futbol tarihinin en pahalı transferine şahit olduk geçtiğimiz ay. Real Madrid, Kaka ile yetinmedi Cristiano Ronaldo'yu da ensesinden tuttuğu gibi getirdi. Madem o kadar parayı bayıldık, nazar değerse "paranla rezil oldun" tabiriyle anılmamak için tedbirini aldı. Ronaldo'nın bacaklarını tam 100 milyon euro'ya sigortalattı. onlar da haklı, o kadar masraf yap, elin takozu gelsin kırsın!.... Bir yanda bacağı kırılınca 100 milyon euro alan, diğer yanda bacağı kırılınca hastanesiydi, ilacıydı bilmem neyiydi gibi bin bir masraf yapan bizler.... adalet bu olsa gerek!



ES: Bob Marley & Futbol

8/01/2009 02:50:00 ÖS Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar

Top, gitar, incil, ot ve aşk. Bob Marley, herkesin birbirine pas attığı bir dünya hayal ediyordu. Bob Marley'i tanımayanınız yoktur herhalde. Gelmiş geçmiş en büyük Reggae sanatçısıydı. Besteleyip çaldığı parçalar hala kulaklarımızdadır. Peki Marley'in bir spor blogunda işi ne diyenleri duyar gibiyim. Çoğumuz onu rastasıyla, Reggae ve mariuana'ya düşkünlüğüyle biliriz. O hasta bir futbol meraklısıydı, öyle ki, sanatçı olmasaydı futbolcu olacaktı.

"Kötü bir fauldü. Bob sağ ayağından, baş parmaktan sakatlanmıştı ve sekerek oyundan çıktı" diye hatırlıyor The Wailers'in efsane keyboard'çusu Tyrone Downie. Grup üyeleriyle Gazeteciler aralarında maç yapmış. 32 yıl geçmiş aradan,"Ama o sakatlıktan dolayı mı kansere yakalandı bilmiyorum. Bize hiç bir zaman açıklama yapılmadı aksine gizlendi". Doktoru dinlenmesini, Avrupa turnesine çıkmamasını önerdi. Fakat o dinlemedi ve turneyi iptal etmedi. Çünkü o sırada albümü "Exodus" listelerde tırmanışa geçmişti. Marley ayağı sargılı olarak sahneye çıktı ve turneyi tamamladı.


Çocukluğunda Nesta (ilk ismi), geceleri hava kararana kadar dışarda arkadaşlarıyla top koşturur dururdu. Eve geç geldiğinde annesi Cedella'dan yediği dayağın haddi hesabı yok.

60'lı yılların başında Bob Marley müzik kariyerinde yükselişe geçer. Daha sonra tek başına da başarılara imza atacak olan Peter Tosh ve Bunny Livingstone ile birlikte The Wailers grubunu kurar ve Jamaika'nın lokallerinin aranın grubu olur. O kadar yoğunluğa rağmen futboldan kopamaz. 60'lı yılların sonuna doğru Rastafari inancına katılınca bile futbola olan tutkusu azalmaz. Hatta inancına bile futbolu katar. Rastafari'nin ilahı Jah'ı efsane Pele'ye benzetir,"Jah üzerine Pele gibi gelir ve seninle oynar. Pele'yi hiç çalım atarken izledinmi?" der. Artık nasıl bir bağ kurduysa o kafayla. Jamaika'nın pek futbolla ilgisi olmadığı için Marley tam bir Brezilya fanatiğidir. Özellikle Tostao ve Rivelino'ya adeto tapıyordu.


1971 yılında Jamayka'nın en önemli futbolcusu Alan Cole ile tanışır ve arkadaşlığını ilerletir. Cole, bir dönem Brezilya'nın Santos takımında Pele ile forma giydi. Cole bir süre sonra The Wailers'in menajerliğini üstlenir ve grubu futbol takımı gibi yönetir. Grup konser öncelesi kampa girerler. Sabah erken kalkıp, sahilde koşu, ardından idman ve düzenli tabi ki çift kale maç.

Marley'in futbolu ne kadar iyiydi merak ediyoruz değilmi? Sonuçta bizde de kime sorsan futbolu bilir, gençliğinde mahallenin en iyisiydi, Maradona gibi çalım atardı vs vs.... herkes kendince iyidir. Marley'in yakın dostu Desmond Smith'e göre Marley çok iyi oynar ama sertlikten yanaymış, söylediğine göre, maç bittikten sonra rakip futbolcunun sakat bir şekilde çıkarken görmek istermiş.

The Wailers 1972 yılında ilk albümlerini çıkartır ve turnelere çıkmaya başlar. Fırsat buldukça futbol maçlarını izlemeyi de ihmal etmezler. Marley o yıllarda Alman futboluna ilgi duymaya başlar. Ayrıca dönemin efsanesi Hollanda da beğenisini kazanır. 2 yıl sonra Tosh ile Livingstone gruptan ayrılınca Marley tek başına kalır. Bu talihsizlik üzerine Eric Clapton, Bob'un şarkısı "I Shot The Sheriff" ile Dünya'yı sarsar. Fakat sonra başarılar üst üste gelmeye başlar. Marley ABD Turnesine çıkar ve "No Woman No Cry“ adlı parçayla, üçüncü dünya ülkesinden gelerek müzik listelerinde zirveye oturur.

O dönem meslektaşları pırıl pırıl kıyafetler giyerken, bizimkisi futbol markası Adidas'ın ürünlerini giyer. Dünya çapında çıktıkları turnelerde zaman buldukça mekanın otoparkında, hava kötü olduğunda ise otelin odasını boşaltıp salon futbolu bile oynar. Dostu Smith o günleri şöyle anlatıyor,"Biz her daim idman yapardık. Bazen ses kontrolu yapılırken biz maç yapardık. Bob konser öncesinde ısınmayı çok severdi".

1978 Dünya Kupası sırasında Marley bir çok basın toplantısını iptal eder, sırf maçları kaçırmamak için. O Kupa'da Arjantin'li Ricardo Villa ile Tostao'yu anımsatan Osvaldo Ardiles'e hayran olur. Bu iki futbolcu o yıl İngiliz Tottenham'a transfer olunca Bob Marley de Tottenham fanatiği olur. Dünya Kupası yüzünden ilk albümü "Survival" neredeyse geçikiyordu.

1980 yılında konser planlamak için Brezilya'ya giden Bob, baş parmağındaki yaradan dolayı futbol oynamamasını söylemesine rağmen 5'e 5 maçta takımını galibiyete taşır. Birlikte seyahat ettiği arkadaşı Junior Marvin,"Sanırım her zaman hayalinde futbolcu olmak vardı. Hatta şarkıcılıktan da fazla" derken, Marley de daha sonraları yaptığı bir açıklamada doğruladı,"Birinci sınıf futbolcu olmak benim çok ama çok zamanımı alırdı. Hatta bugünki olduğu sanatçıdan da çok. Eğer şarkıcı olmasaydım, kesin futbolcu olurdum. Ya da bir devrimci!"

The Wailers artık Dünya'nın her köşesinde hayranı olan bir gruptur ve sürekli turnelere çıkarlar. Ama Bob'un futbola olan ilgisi bir milim bile gerilememiştir. "Could You Be Loved“ parçasının video klibinde Marley kramponlarla görünür. Hamburg konserinde İngiliz futbolcu Kevin Keegan ile tanışır ve formasını alır. Marley her fırsatta futbolun kendisi için ne ifade ettiğini sürekli sorular üzerine tekrarlar,"Futbolda hoşuma giden, fantasinisi hayal gücünüzü ortaya koyabilmenizdir. Futbol denince bende özgürüğü ve yaratıcılığı çağrıştırıyor."

Marley bunları söylediği tarihte maalesef ağır bir hastalığa yakalandığını biliyordu. Ayak parmağındaki yara izi büyük ihtimalle deri kanserine neden oldu. 1980'in Eylül ayında New York'taki Central Park'ta top oynarken yere yığılır Bob. Doktorlar beyin tümörü teşhisi koyar. ekim ayında ise tümörün akciğer ve mideye metastas yaptığı tespit edilir. Doktorlar kendisine sadece 3 hafta ömür biçer. Kemoterapiler pek fayda etmez. 7 Şubat 1981 tarihinde 36. yaşgününde grubuyla kutlar ve birlikte PEle'nin maçlarını izlerler.

....Ve 11 Mayıs 1981'de Bob Marley, aylarca mücadele ettiği sinsi hastalığına karşı yenik düşer. Aslında o aylarda daha önceden planladıkları Brezilya'da, ilk kez Maracana stadındaki konserine çıkacaktı. ...ama tanrısı Jah kararını vermişti!