Yorumlar
E-Mail
Top, gitar, incil, ot ve aşk. Bob Marley, herkesin birbirine pas attığı bir dünya hayal ediyordu...
8. Lig'den Milli Takıma futbolcu alınır mı? Alınır. Hem de aynı sülaleden bir kat futbolcu...
Futbol tarihine geçen en ilginç futbol maçı! FİFA bu maçın dünyaya duyulmasını istemedi...
Samuel Weller Widdowson. Bu isim çoğumuza hiçbirşey ifade etmez. O olmasaydı futbol çok farklı oynanırdı...
Franco bir emirle tarihi değiştirdi. Ve ilk Avrupa Şampiyonası, neredeyse sonuncusu olacaktı...
7 ölü kedi
Rakip takım taraftarları 7 ölü kedi büyüsü yaptı, dünyanın en iyi takımı 35 yıl bellini doğrultamadı...
12. Adamın tarihi
"Jugador Numero 12", türkçesi 12. Adam. Hikayesi Güney Amerika'nın ünlü bir kulübünden çıkmıştır...
Jim Thorpe
Jim Thorpe, 100 yılın gelmiş geçmiş en iyi atletiydi. Ama hakketiği üne kavuşamadan öldü...
Futbol sahalarına çeşitli yabancı maddeler atılır. 1971'de atılan bir kola kutusu nasıl tarih yazdı?...
Herbert Chapman... Futbolu seviyorsak, günlerce tartışabiliyorsak, bunu onun sayesinde yapıyoruz...

Dünya`nın en iyi konumlu Stadı: İnönü

İsveçli gazeteci Lars Nylin, yaptığı araştırma sonucunda İnönü Stadını "Dünya'nın en iyi konumlu Stadı" olarak tayin etti. Araştırmacı gazeteci Nylin, İnönü Stadını neden en iyisi seçtiğini öğrenmek için tıklayın.
İnönü Stadı

Galatasaray Facebook´ta 1 numara!

"Galatasaray fan page" toplam 1.9 milyon üyeye sahip. Spor kulüpleri kategorisinde en çok taraftarı bir araya getiren Galatasaray fan page, rakiplerine ezici bir üstünlük sağlıyor. 2. M.United, 3. NY Yankees!
Galatasaray Facebook´ta 1 numara

Dünyanın en büyük kulübü: Fenerbahçe

Ne R.Madrid, ne Barcelona, ne de Man.United. Dünyanın en büyük kulübü Fenerbahçe. Bu benim değil, Almanya'nın yerel gazetelere servis yapan bir Haber Ajansın ve İsviçre'nin en çok satan gazetesinin iddiası.
Fenerbahçe

Esclusivo Sportivo bigilsayar tahminleri

Bildiğimiz iddaa programının bir başka şekli, kupon yapanlara büyük yardıonı dokunacak. Takımların son performansına göre hesaplanan yüzdeler ve tahminleri kaçırmamanızı tafsiye ediyorum. Bol şanslar!
Esclusivo Sportivo bigilsayar tahminleri

Yandı bizim editörler!

8/31/2009 09:04:00 ÖS Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar

Barcelona öyle bir futbolcu aldı ki, tanınmamışlığı bir kenara, soyadında bir tane sesli harf yok. Orjinali Дмитро Чигринський. Bunu okuyamadığımıza göre ingilizce yayın yapan bir Ukrayna futbol sitesi Dmytro Chyhrynsky olarak çevirmiş. Doğrusu bu olduğuna inanmamız lazım. İmza töreninde gördük ki formaya daha farklı, (herhalde tonlaması doğru yapılsın diye) Chygrynskiy olarak yazılmış. Bir zamanlar Fenerbahçe'ye Rus Vladimir Beschastnykh geldi ne dili dönen oldu ne doğrusunu yazabilen. Spikerler ve gazete editörleri Chyhrynsky'de de bir hayli zorlanacaklar anlaşılan. futbolcunun ismi her ülkede farklı yazılıyor (kaynak: Wikipedia):

Dmitro Chygrynskiy (Formasında)
Dmitro Txigrinski (Katalanca)
Dmitro Chigrinski (İspanyolca)
Dmytro Chyhrynskiy (İngilizce 1)
Dmytro Chygrynskiy (İngilizce 2)
Dmytro Chyhrynskyi (Fransızca)
Dmytro Cyhryns'kyj (İtalyanca)
Dmytro Tsjihrinskyj (Norveçce)
Dmitro Tjihrinskij (İsveçce)

Artık Barcelona maçlarını izlerken neler duyacağız çok merak ediyorum... (Bence Çigrinskiy)



Tepkiler: 

Ronaldo'nun yedek kulübesi!

8/31/2009 07:55:00 ÖS Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar






O kadar çok para kazandı ki, illa ki Portekiz'de bir yerden ev almıştır diye düşünüyorum. Madrid'te geçireceği yıllar için ise kendine güzel bir yedek kulübesi bulmuş. Avrupa'nın en sıradışı ve modern siteleri arasında gösterilen "La Finca Los Lagos" villaları ünlü mimar Jaoquin Torres'in tasarımı. Bizdeki gibi futbolcuya ev tahsis edilmediği için Ronaldo 12.000 euro kira ödeyecek. 180'i de havuzlu haneden oluşan sitede ünlülerin çok olması sebebiyle paparazzilerden korunmak için çok sıkı güvenlik önlemleriyle donatılmış. Ronaldo'nun komşuları arasında takım arkadaşı Raul ve Liverpoollu Fernando Torres var.



Tepkiler: 

Allah bereket versin!

8/31/2009 04:50:00 ÖS Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar
Juventus'un yeni gözdesi Brezilyalı Diego, siyah beyazlılara ilaç oldu. Diego'nun gelişiyle ürün satışlarında %40'lık artış oldu. Özellikle Diego formaları yetiştirelemiyor. Transferinin ardından Del Piero'nun 10 numarası tehlikede gibiydi. Ama değişen bir şey olmadı 10 numara sahibinde kaldı. Buna karşılık Diego 28 numaralı formalarında patlama oldu. Juventus'un resmi ürünlerini satan firmanın sahibi, Diego'nun forma satışlarının Del Piero'nunkileri ikiye katladığını ima etti. Son lig maçında Roma'ya deplasmanda 2 gol de atınca çizmede bir Diego heyecanı aldı başını gidiyor.



Tepkiler: 

Brezilya'da şampiyon Sport Recife!

8/31/2009 01:19:00 ÖS Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar


Brezilya Serie A'da Sport Recife küme düşmeye en büyük iki adaydan biri. Sonuncu Fluminense 16 puanda, sondan ikinci Sport Recife'nin puanı ise 17. Ama gelin görün ki Sport Recife sezon bitmeden Brezilya şampiyonu oldu. Ligde değil tabi ki, en güzel taraftar yarışması "Musa do Brasileirao"da. 20 Kulüp taraftarları kendi aralarında bir yarışmayla resmi güzelini seçiyor. Kazanan güzel, fikstüre kaydediliyor. Fikstür bölgesel olarak 4 Gruptan oluşuyor. Grubu birinci tamamlayanlar yarı finale yükseliyor ve bu turu da geçen finalist oluyor. Sport taraftarı Wanessa Matos finalde Corinthians taraftarı Siara Pacheco'yu yenerek geçen yılın şampiyonu Palmeiraslı Ariane Gonzalez'den devraldı. Matos, TV başındaki izleyicilerden gelen oyların %55'ini aldı. Darısı takımın başına! Aslında gönül isterdi ki tüm adayları tanıtmak ve fotoğraflarını koymak. Ama sitenin çökme ihtimali ve ramazan olmasından dolayı erkek ziyaretçilerimize bu iyiliği yapamayacağım kusura bakmayın. Çok merak ediyorsanız "Musa do Brasileirao" diye arama yapmanız tavsiye ediyorum.



Tepkiler: 

Denize sıfır stadlar

8/31/2009 11:56:00 ÖÖ Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar
EB/Streymur - Via Margair, Streymnes, Faroe adaları


Svangaskard Stadı - Toftir, Faroe Adaları


Saida International Stadı - Saida, Lübnan


USM Alger ve Paradou AC - Stade Omar Hammadi, Algiers, Cezayir


NK Rijeka - Kantrida Stadı, Rijeka, Hırvatistan


Inverness Caledonian Thistle - Caledonian Stadı, Inverness, İskoçya

Molde FK - Aker Stadion, Molde, Norveç


Beşiktaş - İnönü Stadı, İstanbul, Türkiye



Tepkiler: 

Kazanma hırsında son nokta

8/31/2009 02:01:00 ÖÖ Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar
Fizyoterapist Steph Bennan ve Tom Williams

Sporun güzel yanı kazanırsın kaybedersin. Bugün kaybedersen, yarın kazanırsın. Mağlubiyet olmasa kim kimi yenecek? Ama bazı sporcular kazanmak için ne gerekiyorsa yapıyor. Madem yapıyorsun bari eline yüzüne bulaştırma. Son numara İngiltere'den. Başrollerde kulüp başkanı , fizyoterapist ve oyuncu. İngiliz Harlequins Quins Rugby takımının Başkan Dean Richards, fizyoteripisti Steph Brennan'a oyuncak dükkanından kanı anımsatan sıvı kapsüllerden almasını söylüyor. Maç esnasında Bennan'ın çaktırmadan sahaya attığı kapsülü Williams yine çaktırmadan çorabına sokuyor. Bir süre sonra Williams kapsülü ağızına atarak ısırmayı deniyor ama kapsül ağızında fırlayarak yere düşüyor. Yine kimsenin göremeyeceği bir şekilde tek hamleyle kapsülü yerden alarak tekrar dişleriyle parçalamaya çalışıyor ve bu kez başarılı oluyor. Williams'ın ağızı kanlar içindi fizyoterapist Bennan'ın eşliğinde dışarı götürülüyor.... Sıkı durun: çete operasyonu çok gizli yürüttüğünü zannederken, hem tribündekiler hem de TV başındakiler olayı baştan sona izledi. Çünkü maç naklen yayınlanıyor ve kameralar olayı takip ediyordu ! Tabi ki Federasyon gereğini yaptı: Başkana 3 yıl, fizyoterapiste 2 yıl, oyuncuya 4 ay men cezasının yanısıra kulübe de 259000 Sterlin para cezası.



Tepkiler: 

Millet ekmek derdinde!

8/31/2009 01:15:00 ÖÖ Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar



Singapurun önemli otellerin birinde fırıncılar işi gücü bırakıp çeşitli ekmeklerden F1 aracı yapmış. 6 baş aşçı, 2 sanatçı, 2 teknikçi, 2 gida uzmanı ve 6 gönüllü 549 saat uğraşmış. Değeri 15 bin dolar.



Tepkiler: 

Silahlı yöneticiler soyunma odasını bastı

8/31/2009 01:02:00 ÖÖ Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar
Portuguesalı futbolcular ve yeni hoca Vagner Benazzi maçtan sonra


Silahlı 2 kulüp yönetisi ile iki koruma görevlisi soyunma odasını basarak "Kendinize çeki düzen verin len" diyerek futbolcuların gözünü korkutmuş. Brezilya 2. Liginde oynadığı son 6 maçın birinde berabere kalan 5'ini de kaybeden Portuguesa'da bu olaydan sonra Teknik Direktör Rene Simoes istifa etti. Hoca'nin ifadesine göre soyunma odasını basanlar taraftarmış. Fakat kulüp başkanı yaptığı açıklamada soyunma odasına dalanların yönetici ve koruma olduğu ve gereğinin yapacakmış. Simoes'in istifası kabul edildi, yerine Vagner Benazzi getirildi. Hocam sen Türkiye'ye gel bak bizde neler oluyor. Spor stüdyosunu basan, futbolcusunu döven taraftarlar, rakip oyuncuları koridorlarda hırpalayanlar, hakem kovalayanlar, itfaiye aracının üstüne çıkıp hayatını kurtaran futbolcular, rakip takımı oyuncularını kovalayan milli futbolcular. Bir de işin iyi yöyünden bakmak lazım, Portuguesa önceki gün deplasmanda Fortaleza'yı 1-0 mağlup etti. Belli ki bu olay futbolculara iyi doping olmuş. Fotoğrafa bakınca Benazzi gelir gelmez takım şampiyon yaptı sanırsınız o kadar mutlular galibiyetten sonra.



Tepkiler: 

Bentley'in ehliyetine el konuldu

8/30/2009 04:05:00 ÖS Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar

Bir maçta kaleye atılan onca şuttan bazıları direkte patlar. Fakat bunun için kimse ceza almaz. Ama İngiltere'de alkollü bir halde canım Porsche'yi yol kenarında duran bir direğe isabet ederseniz ehliyetinize 1 yıl el konur. Bunu Tottenhamlı David Bentley sayesinde öğrenmiş olduk!



Tepkiler: 

Resmi ingiliz bikinisi

8/30/2009 04:02:00 ÖS Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar

İngiltere Futbol Federasyonu milli formalardan sonra şimdi de Milli bikinileri tanıttı. Tabi küçük dostlarımızı da unutmamışlar.



Tepkiler: 

Jim Thorpe: Her türlü sporu yapan atlet

8/30/2009 02:08:00 ÖÖ Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar

Dünya Şampiyonası sona erdi ama Golden League ile atletizme doymaya devam ediyoruz. Gündemdeki isim genellikle Usain Bolt oluyor. Bolt rekorları alt üst etmiş olabilir, tebrik de ettik, ama biraz tarih sayfalarını taradığımız zaman Bolt'un ulaşamayacağı başarılı atletlerin olduğunu görüyoruz. Fotoğraflarda gördüğünüz atletler bir oimpiyat takımı değil. Olimpiyat takımı gibi bir atlet. Yani hepsi aynı kişi: Jim Thorpe. Babası İrlandalı annesi Kızılderili. Modern spor dünyasının çok yönlü atletlerinden birisiydi. Herkes idman yaparken, Thorpe hiç idman yapmadan başarılara ulaşıyordu.


1912 Olimpiyatlarda pentatlon ve dekatlon dallarında altın madalya, Amerikan futbolu’nda kolej ve profesyonel liglerde yıldız oyunculuk, Amerika Ulusal Beyzbol Ligi’nde ve basketbolda kariyer yapmış bir sporcudur. Fakat Olimpiyatlarda yarışmadan önce, İkinci Beyzbol Liginde iki sezon profesyonel olarak oynadığı tespit edilince çıkınca amatör yarışma kurallarına aykırı olduğu için madalyaları elinden alındı. Ancak ölümünden otuz yıl sonra aklanmış ve madalyalar ailesine geri tekrar verilmiştir.




İsveç'te yapılan 1912 Yaz Olimpiyatlarında iki yeni disiplin eklendi. Pentatlon ve Dekatlon. Pentatlon, beş ayrı daldaki yarışlardan oluşan atletizm yarışmasıdır (binicilik, eskrim, atıcılık, yüzme, kros). Dekatlon ise, 10 yarıştan oluşan yarışmadır. Bu yarışma iki gün içerisinde gerçekleşir ve atletlerin tüm branşlardaki performansı değerlendirilir (100 m., Uzun atlama, Gülle atma, Yüksek atlama, 400 m, 110 m. engelli, Disk atma, Sırıkla yüksek atlama, Cirit atma, 1500 m. koşu). Jim Thorpe bu iki disiplinde de altın madaylayı kazandı. Pentatlonda kazandığı gün, yorgun biçimde Yüksek atlama'da yarıştı. Birinci olamadı ama iyi bir derece aldı. O yıl madaylalar son gün veriliyordu ve İsveç Kralı Gustav V. törende madalyaları takarken, "Sen dünyanın en büyük Atletisin" diyerek gururlandırdı.

Fakat 1913 yılında bazı gazetelerin haber yapmasıyla madalyalarından oldu. İkinci Beyzbol Liginde iki sezon profesyonel olarak oynadığı tespit edildi. Amatör yarışma kurallarına aykırı olduğu için madalyaları tekrar geri vermek zorunda kaldı. 1916 yılında Amerikan Futbol takımın New York Giants'a transfer oldu. Yıllar içinde kariyerine Beyzbol ve Basketbol'u da kattı. Kariyerine son noktayı koyduktan sonra Thorpe bocalamaya başladı. Ailesini geçindirmekte zorlanınca farklı işlere yöneldi. İnşaatlarda ve kapı görevlisi olarak çalıştı. 1932 Los Angeles Olimpiyatları şeref konuğu olarak davet edildi. 1950 yılında ünlü haber Ajansı Associated Press (AP), Spor Gazetecileri arasında düzenlenen ankette Jim Thorpe'u 20. yüzyılın başlarındaki en mükemmel atlet seçti. Başka bir ankette ise aynı dönemin en iyi Amerikan Futbol oyuncusu seçildi.


1951 yılında Jim Thorpe'un hayat hikayesini anlatan "All-American" filmi beyaz perdede oynadı. Jim'i ünlü aktör Burt Lancaster oynadı. Daha sonra Thorpe da bir çok filmde figüran olarak oynasa da, oyunculuk yeteneği olmadığından Hollywood'un havasını çok az koklayabildi. Adına bir çok kitap yayınlandı. Kansere yakalanan Thorpe 1953 yılında öldü. 1986'dan itibaren Kolej Liginde sezonun en iyi defans oyuncusuna Jim Thorpe ödülü veriliyor. ABD Postası 1998 yılında Jim Thorpe'un anısına hazırlanan pulları piyasaya sürdü.


Thorpe'un ölümünden sonra eşi Patricia Askew, Pennsylvania'da, Mauch Chunk isimli bir kasabanın maddi sıkıntı içinde olduğunu ve turizmi canlandırmak için çözüm aradığını öğrenince, bir teklifte bulunur. Teklif kabul edilince Thorpe'un cenazesi Mauch Chunk'a getirilir. Halk oylama yapar ve kasabalarının ismi Jim Thorpe olarak değiştirilir. Bu değişimden sonra Jim Thorpe kasabası canlanır ve günümüze kadar turizmden geçinir.



Aslında hikayenin bir de trajik yanı var: Thorpe dönemin en iyi atleti olmasına rağmen hak ettiği üne kavuşamadı, dünyanın konuştuğu, herkesin tanıdığı bir efsane olamadı. Ama bir dönem formasını giydiği Carlisle Kolej takımı, Ordu takımıyla karşılaşırken Thorpe, o maçta kendisine engel olmak isteyen rakipiyle mücadele ederken ayağını kırdığı kişi ondan daha meşhur oldu ve tarih yazdı. Ayağı kırılan kişi, yıllar sonra 2. Dünya Savaşı'nda 1944-45 yıllarında Batı Avrupa'daki Müttefik kuvvetlerinin başkomutanlığını, 1951 de NATO'nun ilk başkomutanı, 1953-1961 yılları arası ABD'nin 34. başkanı olan Dwight Eisenhower'dan başkası değildi.




Tepkiler: 

İlk aşk unutulmaz!

8/29/2009 08:19:00 ÖS Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar


İkisi de yıllardır Türk basınında transfer döneminin en gözde isimleriydi. Ha geldi ha gelecek, taraftarları hop kaldırıp hop oturttular. Hatta biri Türk filmlerine konu olacak şekilde Türkiye'ye geldiğinda hiç görmediği türk babasıyla tanıştı. Evet bahsettiğim kişi babası Türk annesi Alman Mehmet Sholl. Pire gibiydi, müthiş çalımlarıyla Bayern Münich'in kanadına yıllarca ilaç oldu. Bir diğeri ise Henrik Larsson. Sarışınlar ülkesi İsveç'in siyahi incisi. Rastası ve güzel golleriyle tanıdık onu. İkisi de futbolu bıraktı. E şimdi ne yapıyorlar dersiniz? İkisi de profesyonel olarak başka spor müsabakalarında boy gösteriyor. Bizim Mehmet yarı profesyonel olarak KV Karlsruhe bowling takımında. Meğer futbolcu iken bile maçlardan sonra veya fırsat buldukça bowling oynuyormuş bizden habersiz. Henrik Larsson ise çocukluk aşkı Salon Hokeyine dönmüş. O da yarı profesyonel olarak FC Helsingborg takımında oynuyor.... ilk aşk unutulmaz derler.



Tepkiler: 

Futbol tarihin en ünlü Cola kutusu

8/29/2009 04:25:00 ÖS Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar
Kaptanlar Mazzola ve Netzer

Alman futbolunda Borussia Mönchengladbach en parlak dönemini 70'li yıllarda yaşadı. 8 yıl içinde 5 Şampiyonluk, 7 yıl içinde 4 kez UEFA finali, 2 UEFA Kupası. 1 kez de Şampiyon Kulüpler Kupası finali. Alman Liglerinde tuttuğum ilk takım olur kendileri. Tarihler 20. Ekim 1971'i gösterirken Şampiyon Kulüpler Kupasında Mönchengladbach, İtalya Şampiyonu İnter ile karışlaşacak.



İki takım Şampiyon kulüpler Kupası ilk turunda karşı karşıya gelecekti. Ama bu maçın çok farklı bir önemi vardı iki takım futbolcuları ve ülkeler için. Bu bir rövanş maçıydı. FİFA tarafından gelmiş geçmiş en unutulmaz maçları arasında gösterdiği Meksika 1970 Dünya Kupası yarı finalinde İtalya-Almanya maçı. İtalyanlar Roberto Boninsegna'nın attığı golle 83. dakika önde götürdüğü maçta Almanya 90. dakikada Schnellinger ile beraberliği yakalayarak maçı uzatmalara götürdü. Sonrasında yağan yağmura gollerde eklenince nefesleri kesen bir maç ortaya çıktı. Sonunda İtalyanlar 4-3 galip gelerek finale yükselmişti. O yüzden İnter-M.Gladbach maçının anlamı bir başkaydı. ayrıca hem İnter hem M.Gladbach'ın neredeyse tüm futbolcuları 4-3'lük Milli maçta forma giymişti. Rakibin gücü belli ama yeşil beyazlılar sanki farklı bir dünyanın takımıydı; Netzer, Vogts, Heynckes, Bohnhof gibi birbirinden yıldız futbolcular vardı kadroda. Maç golle başladı. 7. dakikada Jupp Heynckes Almanları 1-0 öne geçti. Birazdan maçın tarihe geçmesine sebep verecek kahramanımız italyan golcü Roberto Boninsegna 20. dakikada maça eşitliği getirdi. Bu golden 1 dakika sonra Almanların cevabı Ulrik Le Fevre ile geldi.

Roberto Boninsegna

...Ve dakikalar 29'u gösterirken bir M.Gladbachlı taraftarın sahaya attığı Cola kutusu Roberto Boninsegna'ya isabet eder ve kahramanımız yere yığılır. "O zamanlar italyan futbolcuların sakatlık numaraları herkes tarafından bilinirdi. Ben de olayı görmediğim için Boninsegna'nın artistlik yaptığını düşündümve maçı devam ettirdim" diye hatırlıyor o maçın hakemi Hollandalı Jef Dorpmans. Boninsegna sedyeyle dışarı alınır.

Dorpmans ve o kutu

Alman futbolcuların söylediğine göre Boninsegna aslında oynamak için sahaya girmek istemiş fakat İnter'in hocası Invernizzi kendisini iteleyerek kalkmamasını söylemiş. Dorpmans maçı durdurup soyunma odasına gider. Görevli polis şefi odasına gelerek tribünden atılan cola kutusunu kendisine verir ve kutuyu atan taraftarın götürüldüğünü, dolayısıyla maça devam edebileceğini söylüyor.


Bunu üzerine Dorpmans maçı kaldığı yerden oynatmaya karar veriyor ve tek kale bundan sonra başlıyor. 90 dakika sonunda M.Gladbach sahadan 7-1 galip ayrılıyor. Maçın UEFA gözlemcisi Matt Busby olayı görmediği için rapor etmemiştir. Rövanş maçı 4-2 İnter lehine biter ve Mönchenlgadbach turu geçer. Normal şartlarda geçer, fakat İnterli yöneticileriUEFA'ya itiraz eder. Herkesi şaşkına çevirecek kararı UEFA açıklar: İlk maçın tekrarı oynanacak! Maç tarafsız sahada, Berlin'da oynanır ve golsüz tamamlanır. Efsane maçın artisti Boninsegna, bu maçın da kahramanı olur. Bu kez sert bir müdahele ile Luggi Müller'in bacağını kırar. Sonuç itibariyle Mönchengladbach elenir, İnter turu geçer....

Kutu Cola Vitesse Müzesinde


Küçüklüğünden beri Hollanda'nın Vitesse Arnheim takımını tuttuğunu söyleyen hakem Dorpmans, cola kutusunu müzede gösterilmesi için Vitesse kulübüne verdi. Dorpmans yıllar sonra konuşma gereği duydu. UEFA'ya verdiği ifadesinde Boninsegna'da oynamasını engelleyecek herhangi bir sakatlık ya da maçı yarıda kesecek bir durum görmediğini söylemiş. Her ne kadar Hollandalılar Almanları sevmese de, Dorpmans'a göre Mönchengladbach masa başı oyunuyla elenmiş,"O zamanlar maçın tekrar oynanmasına karşı gelenlerdendim. Ama o dönem UEFA'da görevli bir çok italyan vardı. İnterliler doğru yerde doğru kişilerle görüştü" açıklamasıyla bir hayli ses getirmişti. Ne ilginç tesadüftür ki, aynı yıl ligde oynanan Ajax-Den Haag maçını yönetirken sahaya yine bir cola kutusu atılır. Dorpmans, Ajax kaptanı Johan Cruyff'u kutuyu sahadan uzaklaştırması için görevlendirmiş ve maçı devam ettirmiş.

"La Coca-Cola di Boninsegna"

Almanlar tarihi maçı "Büchsenwurfspiel" italyanlar ise "La Partita della Lattina" diye hatırlarlar. Türkçeye çevirmesi biraz zor olacak ama "Kutunun maçı" veya "Kutu atılan maç" anlamına gelir. Stefano Tomasoni ise "La Coca-Cola di Boninsegna" (Boninsegna'nın Coca Cola'sı) isimli kitap yazdı.


"Ferrari'mi satıyorum. Bana italyanları hatırlatacak hiç bir şey istemiyorum" - Günter Netzer



Tepkiler: 

Futbol sadece futbol değildir!

8/28/2009 10:46:00 ÖS Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar
En sevdiğim tezhüarat videosunu sizinle paylaşmak istiyorum. 2 yıldır izlerim. Her defasında sanki ilk kez izliyormuşum gibi heyecanlanıyorum. Bildiğimiz tribün görüntüleri gibi olmaması, müthiş melodisi ve güzel sözleri bir yana, yaşını almış olgun insanların spontane hep birlikte içlerindeki aşkı ve tutkuyu yansıttıkları için çok beğeniyorum.... umarım siz de beğenirsiniz. Bu tezhüaratı yakında bizim stadlarda duyarsak şaşırmam.

İzleyince acaba birşeyi mi protesto ediyor diye düşünüyor insan. Aralarında 20'li yaşlarda insan göremezsiniz. Hatta rütbeli askerler, papazlar, şık giyinmiş hanımlar, çoğu takım elbiseli kelli felli göbekli beyefendiler salonda. Yaş ortalaması ben diyeyim 30, siz deyin 40. Görüntüdekiler Yunan POAK'un, yöneticileri, eski futbolcuları ve yılların eskitemediği sadık taraftarları. Peki şampiyon mu oldular? Hayır.... 1926 yılında kuruldu ve sadece 2 kez şampiyon olabildi. En son 1985'te. Genç nesil hala şampiyonluk göremedi. POAK "Konstantinopelli Selaniklilerin Spor Kulübü"nün 80. yıl toplantısından bir görüntü. Aslında sırayla konuşmacılar, tarihi görüntüler ve plaketer dağıtılacaktı vs vs. Ulusal kanal ERT toplantıyı canlı yayınlıyor. Sunucuların sahnede görünmesiyle salondaki "gençler" başlıyorlar o tutkuyu yansıtan tezhüarata, "OOO Paokara, aklımı oynatıyorum. Nereye gidersen peşindeyim, senin için ölürüm ve sadece senin için yaşıyorum"....




......Futbol sadece futbol değildir!



Tepkiler: 

İlle De Romen Olsun

8/28/2009 07:32:00 ÖS Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar


Rakiplerden ikisi romen; Ordu ve askerlerin takımı Steaua Bükreş ile Polis ve Maden işçilerin takımı Dinamo Bükreş. İkisi de halkın nefret ettiği takımlardı yıllarca. O devir artık geride kaldı. Şimdi lig bahis mafiasının elinde. Her neyse... Kuraları görünce, Fransız yönetmen Tony Gatlif'in çingeneleri ele alan Gadjo Dilo isimli filmin bir sahnesi geldi aklıma. Tutti frutti'yi söyleyen Adrian Simionescu ülkenin ünlü sanatçılarından, dans eden kızımız aktris Rona Hartner ve kayıt yapan aktör Romain Duris. Fırsat bulursanız mutlaka izleyin...

Takımların şu anki Piyasa değerleri:


Avrupa Ligi - F Grubu Piyasa Değeri
-------------------------------------------
  • Galatasaray_______119.150.000 €
  • Panathinaikos______95.600.000 €
  • Sturm Graz_______ 37.275.000 €
  • Dinamo Bükreş_____30.275.000 €

Avrupa Ligi - H Grubu Piyasa Değeri
-------------------------------------------
  • Fenerbahçe_______118.850.000 €
  • FC Twente________ 42.725.000 €
  • Steaua Bükreş______30.350.000 €
  • Sheriff Tiraspol______??????????

Şampiyonlar Ligi - B Grubu Piyasa Değeri
-------------------------------------------
  • Manchester United___363.650.000 €
  • VfL Wolfsburg_______155.300.000 €
  • Beşiktaş____________98.450.000 €
  • CSKA Moskova_______88.150.000 €




Tepkiler: 

İlginç Sakatlıklar #6

8/28/2009 06:22:00 ÖS Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar
Bir futbolcu için Dünya Kupası'nda oynamaktan daha önemli bir şey olabilir mi? Santiago Canizares 2002 Dünya Kupası öncesi İspanya Milli Takımının birinci kalecisiydi. O da herkes gibi büyük turnuvayı dört gözle çekiyordu. Bir gün traş olurken, elindeki cam kase yere düşerek parçalanır. Büyük bir cam parçası ayak baş parmak tendonunu keserek neredeyse iki parçaya böler. Canizares 2002 Dünya Kupasına götürülmedi, 2004 Avrupa Şampiyonası'nda yedek kaleciydi hiç forma giyemedi, 2006 Dünya Kupası'nda yine yedek kaleciydi ve İspanya ikinci maçtan sonra gruptan çıkmayı zaten garantilediği için Aragones, grubun son maçında Casillas'ı dinlendirmek için Canizares'e formayı verdi.... o yüzden "traş" diyip geçmeyin!



Tepkiler: 

Adam olacak çocuk ........

8/28/2009 01:31:00 ÖÖ Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar



"Aman da aman. Golf de oynarmış, ne güzel de vururmuş. Aferin len. Kaç yaşındasın bakiyim sen?" diye gülerek sevdiğiniz ufaklık 20 sene sonra ilk siyahi şampiyon olacak, tüm rekorları kıracak ve yıllarca en fazla para kazanan sporcusu olacak. 2009 yılının Ağustos ayında ise yıllık 116 milyon dolar ile dünyanın en çok kazanan sporcusu ünvanını koruyacak abisi!



Tepkiler: 

Garrincha biyografisini isteriz!

8/27/2009 07:07:00 ÖS Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar
NTV-Spor veya Cnbc-e çalışanlarının dikkatine:
Türk futbol severleri Garrincha biyografisinden mahrum bırakmayın lütfen!



Tepkiler: 

Ve ne idüğü belirdi!

8/27/2009 04:12:00 ÖS Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar
"Ne idüğü belirsiz ana sponsor" başlıklı haberde, Almanya 2. Lig takımı 1. FC Union Berlin ile ana sponsorundan bahsetmiştim. Ve olan oldu, taraftarların da baskısıyla kulüp 10 milyon euroluk sözleşmeyi fesh etti. Öyle, ne iş yaptığını söylemeyeceksin, ama bir kulübe sponsor olacaksın! O zaman böyle kurcalayıp ezerler adamı. Alman Spiegel dergisi bu konunun üzerine gitmiş ve ana sponsor İSP'nin ucu taa Stasi'ye dokunduğunu ortaya çıkarmış. Stasi = Staatssicherheitsdienst, yani Devlet Güvenlik Servisi. Demokratik Almanya Cumhuriyeti'nin güvenlik ve istihbarat organizasyonuydu. Bir nevi Rusya'nın KGB'si gibi. İSP'nin üst düzey yöneticisi Jürgen Czilinsky, zamanında Doğu Almanya Devlet Güvenlik Bakanlığı'nda gizli Ajan olarak çalışmış. Spiegel bu haberi duyurunca kıyamet koptu. Ha diyebiliriz ki, tamam aradan yıllar geçmiş, duvar yıkılmış süngerler geçilmiş, ne gerek var kurcalamaya? Onu siz Union Berlin taraftarlarına anlatın. Vakti zamanında az çekmediler. Eski Doğu Almanya Liginde (DDR-Oberliga) Union Berlin, halkın sembolüydü. Özellikle BFC Dynamo gibi Devlet Güvenlik Bakanlığı'nın desteklediği takımlara karşı verdiği mücadele futboldan çok devlete karşı bir savaştı. Fakat halkın takımı Union Berlin her zaman ezilen ve kaybeden oldu. Sürekli küme düşmeye mahkumdu. Dolayısıyla geçmişin gölgesini tekrar üzerlerinde his etmek, yaşanan zulmü anımsamak istemiyorlar. Stasi kelimesi Batı Almanların bile tüylerini diken diken ederken, 1. FC Union Berlin'in sadık taraftarlarını siz düşünün.... Union Berlin 10 milyon euro'dan oldu ama kimsenin umurunda değil. Taraftarlar kampanyalar düzenleyerek para yardımı yapmaya hazırlanıyor. Helal olsun diyorum. Peki bu olay 2. Bundesliga liderinin maçlarına nasıl yansır, onu önümüzdeki haftalarda görürüz.



Tepkiler: 

İki haftalık lig sona erdi

8/27/2009 02:15:00 ÖS Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar
Bizde Ligler daha yeni başladı. Avrupa'da sırayla başlamaya devam ediyor. Diğer kıtalarda ise sezon başlayalı çok oldu. Fakat bir lig var ki, Ağustos'ta başladı, Ağustos'ta bitti. Bu lig sadece 2 hafta sürüyor: Grönland 1. Ligi. Flying Dutchman arkadaşımız bu konuyu ele aldığı için, çok fazla detaya girmiyorum. Benim asıl ilgimi çeken, ligin süresinden bahsedeyim. Malumunuz buzullar ülkesi Grönland'ta yılın neredeyse tamamında hava sıcaklığı sıfırın altında seyrediyor. Fakat Ağustos ayı geldiğinde sıcaklık yaklaşık 2 haftalığına +14 dereceye kadar yükseliyor. Hal böyle olunca Grönland Futbol Federasyonu tüm bir sezonun nasıl bu 2 haftaya sığdırırız diye kafa yormuş ve sığdırmış. Bu lig aynı zamanda "Dünyanın en kısa Ligi" ünvanına sahip. Ülke çapında 30 takım 5 ayrı bölgesel turnuvada mücadele ediyor. Gruptan çıkan takımlar eleme usulü finale kadar mücadele ediyor. Bu sezon finalde Mamaluk'u 3-0 yenen G-44 şampiyon oldu. Bu arada hava şartları sebebiyle çimin yetişmediği ülke FİFA tarafından kabul görmüyor. Grönland Federasyonu tüm sahaları suni çim ile kaplayarak FİFA'ya üye olmak istiyor. Olur da bir gün Grönland takımı bizimkilerle eşleşirse deplasmana gidecek taraftarları uyarıyorum; "Pınarbaşı burma burma"yı 90 dakika söyleyerek zıplamanız gerekebilir, benden söylemesi.



Tepkiler: 

Franco'nun Soğuk Savaşı

8/26/2009 08:39:00 ÖS Yazar: Esclusivo Sportivo 0 yorumlar
İlk Avrupa Şampiyonası 1960 yılında düzenlendi. Tüm kıtada büyük bir heyecan vardı. Avrupa'nın en büyüğü kim tartışmalarına son verecek bir turnuvaydı. Fakat İspanyol diktatör Francisco Franco bir emirle neredeyse ilk şampiyonanın son şampiyona olmasına sebep olacaktı. Çeyrek finalde Sovyetler Birliği ile İspanya ile eşleşti. Herkes aynı görüşteydi: Finali oynaması gereken iki ülke İspanya ve Sovyetler Birliği. Bugünün değimiyle erken final. Bu maçı alan kesin şampiyon gözüyle bakılıyordu. Dolayısıyla tüm Avrupa'nın gözü bu maçtaydı. İspanya gelmiş geçmiş en iyi Milli Takımını kurmuştu. Çok iddialıydılar ve Sovyetleri geçmeleri halinde kupayı kaldıracaklarına emindiler.


1960'ın kış aylarında "Cuatro Leyendas" (Dört efsane) ile birlikte Milli Takım, Madrid'in Barajas havalimanında uçağa binmek üzere bekliyordu. Efsane dörtlü Ladislao Kubala, Francisco Gento, Luis Suarez ve tabi ki Alfredo di Stefano, öz önce yaptıkları idman sonrası duşa girdikleri için hepsinin saçları hala ıslak ve modaya uygun bir şekilde sanatsal olarak taranmış. Uçağa binmek için yapılacak anonsu bekliyorlar. Hepsinin yüzünde büyük bir heyecan var. "Mucize Forvetler" lakabı boşuna takılmamıştı onlara. Rakip ise "Beton Defans" diye adlandırılıyordu. Olimpiyat Şampiyonu Sovyetlerin kalesini dünyanın en iyisi, Lev Yaşin koruyordu. Her ne kadar devre arasında bir sigara içsede, "Kara Panter" ve "Kara Örümcek" lakaplarını hak ediyordu. Futbol tarihinine geçecek bir maç onları bekliyordu. Onlar da anonsu. Ama bekledikleri değil, beklemedikleri bir haber çıka geldi. Moskova'ya uçmaları yasaklanmıştı!Siyasetin spora karışması, diktatör Franco'nun "Benim de bir soğuk savaşım olsun" kaprisi ve arzusuyla tarihe balta vurdu.



Franco 21 yıl öncesini hiç hatırlamak istemesede o gün aklında geldi nedense. 1936-39 yılları arası iç savaş'ta düşman cumhuriyetçilere, savaş uçakları, tanklar ve silahlarla destekleyen Sovyetler Birliğini hiç bir zaman hazmedememişti. Şimdi ülkesinin takımı, düşmanını destekleyen Sovyetler Birliğinin başkenti Moskova'da maç yapacaktı? Bu yetmezmiş gibi bir de düşman, rövanş için İspanya'ya gelecekti ve o onları ağırlayacaktı ha? Asla! İşte bu hiç olmazdı.




İç savaşta kendisini destekleyen Hitler'e şirin görünmek için mi bilinmez, böyle bir maç mümkün değil oynanamazdı. Şimdi böyle bir fırsat eline geçmişken, üstelik baş düşmanı Sovyetlere karşı, savaşçılık oyunu için tam zamanıydı. Kendi özel savaşını başlatmaya karar verdi ve maçı sabote ederek kendince savaş ilan etti.


Barajas havaalanında haberi ileten askerin "Uçmuyorsunuz" kelimesiyle herkes yıkıldı. En çok da Alfredo die Stefano. Onun için belki de kendisini göstereceği son vitrin bu turnuvaydı. Kulüpler bazında Real Madrid ile ne kadar kupa varsa toplamıştı. Burada alacağı kupayla tarihe derin bir iz bırakacaktı. "Neden? Neden?" diye haykırıyordu. Tekrar tekrar aynı soruyu soruyordu hem yüksek sesle hem kendine. Üzgün ve şaşkın bakışlarla hocasına soruyordu "Neden? Neden?". Yanındaki askerden yine sert ve kısa cevap geldi,"Vega'nın emri". Emir, Franco'nun sağ kolu, iç işleri bakanı, herkesin tırstığı General Camilo Alonso Vega'dan gelmişti. Federasyon başkanı ve UEFA Başkanı Fransız Pierre Delaunay'ın çabaları Franco'yu ikna etmeye yetmedi. Fransız AFP Haber Ajansı "Futbol maçı Soğuk Savaşın kurbanı oldu" başlığıyla haberi duyurdu. Fakat Delaunay'ın tarafsız sahada oynama teklifine Franco ikna oldu. Sovyetler Birliği teklife kıs kıs gülerek "Niet" çekti. Sonuçta maç yapmadan hükmen galip geleceklerdi. Ne gerek vardı yorulmaya? Rusların hayır demesi üzerine UEFA'nın da yapacağı birşey olmadığı için Sovyetler Birliği yarı finalist olarak belirlendi. İspanyollara ise 2000 İsviçre Frangı para cezasının yanısıra, Madrid'te oynanması planlanan final maçını da elinden alarak Fransa'ya verdi. Franco başlattığı soğuk savaşı da eline yüzüne bulaştırdı.


Sovyetler Birliği yarı finalde Çekoslovakya'yı 3-0, Finalde Yugoslavyayı uzatmalarda 2-1 yenerek ilk Şampiyon oldu. "Kara panter" maçın yıldızı oldu. Fransız L'Equipe "Yaşin herhalde Dünyadaki bütün şutları tutabilirdi" diye yazdı. Tabi efsane olmuş "Cuatro Leyendas"'ın şutlarını da kurtarabilirmiydi, Franco sayesinde hiç bir zaman öğrenemeyeceğiz.


Aradan 4 yıl geçer ve 1964 Avrupa Şampiyonasında iki ülke bu kez finalde karşı karşıya gelir. Fakat "Cuatro Leyendas"'tan sadece Luis Suarez kaptan olarak kadroda vardır. Bernabeu'yu dolduran 120000 kişi ve General Franco maçı takip eder. İspanya karşılaşmayı 2-1 kazanır. Franco ise savaş kazanmış gibi mutlu olur. Futbolculara bizzat madayla takar. Bu galibiyet, İspanyolların güçlü rakipleri karşısında günümüze kadar aldığı son zaferdir. Daha sonra Suarez madayla takma anını anlatır, "Madalyayı taktığı an zorla gülümsedim. Kariyerim boyunca harcadığım güçten daha fazlasını gülümserken kullandım".



Tepkiler: 
Bu gadget'ta bir hata oluştu
Bu gadget'ta bir hata oluştu